14 Şubat Sevgililer Günü” geldi çattı!

Kökeni Roma İmparatorluğu’nun pagan ayinlerine dayanan ve “Lupercalia” olarak addedilen bu özel gün; kimimiz için sevgimizi kifayetsizce kelimelere dökmenin, kendimizi ifade edebilmenin en güzel yorumu olarak karşılanırken; kimimiz içinse bir kadının yaratıcı dehasının kutlanmasından öteye geçemiyor maalesef…

Sizlere bu anlamlı gün için çeşitli önerilerde bulunmak veya hediye çekleri vermek yerine bugünü neyin özel kıldığından ve bizim için neyi ifade ettiğinden kısaca bahsetmek istedik…

1Küçük çaplı bir araştırma yaptığımızda, Roma dönemindeki bereketli festivaller ve Orta Çağ’da gerçekleştirilen ayinlerden çok; bugün bizleri Sevgililer Günü kartıyla tanıştıran ve 19. yüzyılda Amerika’da başarılı bir girişime imza atmış Esther Howland isminde bir kadın karşıladı ve merakımızı bir kat daha celbetti.

Worcester’da büyüyen Howland, babasının kırtasiye dükkânında çıraklık yaparken bir gün İngiltere’den gelen Viktoryen tarzda dantel ve süslemelerle işlenmiş bir tebrik kartıyla karşılaşır. Kâğıt tasarımında şahit olduğu bu yenilik, grafik sanatı ve feminen materyaller Howland’ı yıllarca adından söz ettirecek başarılı bir girişimin içinde bulmasına vesile olur. Şöhreti alır başını gider. “The New England Valentine Company” isimli kendi şirketini kurar ve kadınların iş gücüne katılımını destekler.

AR-311229961

 

Howland06Sevgililer Günü için tasarladığı kartların birçoğu bugün Mount Holyoke College’da sergilenmekte ve ciddi meblağlar karşılığında özel koleksiyonerlere satılmaktadır. Hatta dünyaca ünlü tebrik kartı üreticisi Hallmark için yazdığı duygusal aşk dilindeki rehber ise, ta o zamanlardan beri hâlâ pek çok aşk temalı kartın üzerini süslemekte… Yaşadığı duygu yoğunluğunu aktarırken böylesine üstün bir meziyete sahip olan bir kadının özel hayatını merak ediyorsanız; Howland’ın aristokrat görünümünden hiçbir zaman ödün vermediği ve aşk kavramına duyduğu hassas bağışıklık duygusu yüzünden hiç evlenmediği öne sürülüyor.

Howland’ın hikâyesinden yola çıkarak; yaşadığımız her an derin bir heyecan ve tutku duyabiliyor, başımıza gelen şeylerden keyif alabiliyor, teşekkürü ve mutluluğu tadabiliyor ve en önemlisi de ufacık bir tebessümle bile sevgimizi ifade edebiliyoruz. Bu yüzden sadece bugün özelinde değil attığımız her adımda, girişimde bulunduğumuz her işte sevgiyi, tutkuyu ve heyecanı daima hissetmek ve etrafımızdakilere de hissettirebilmek dileğiyle ‘Sevgililer Günü’nüzü kutluyoruz. :)

1Uzun zamandır beklediğimiz Güneş, nihayet yüzünü göstermeye başladı. Baharın gelişiyle kendimizi daha zinde, neşeli ve enerjik hissettiğimiz şu günlerde yenilenmenin tam zamanı! Fiziksel ve duygusal olarak kışın olumsuz etkilerinden arınırken bahar esintisini ofislerinize de taşımak istemez misiniz? İşte ofiste bahar temizliği yapmanın 10 kolay yolu!

İK alanında danışmanlık hizmeti veren Adecco firmasının yayınladığı yeni bir araştırmaya göre; çalışanların %57’si çalışma alanlarının temizliği konusunda iş arkadaşlarını suçlarken, %43’ü ise kirli ortamlarda çalışmak zorunda kaldıklarında dehşete düştüklerini belirtiyor. Organizasyon uzmanları, bu dağınıklığı yönetmenin ve düzenli kalabilmenin sırrının bahar temizliğinden geçtiğini söylüyor.

Çalışma alanlarınızı bölgelere ayırın!

Organizasyon Uzmanı Peter Walsh, her profesyonelin kendisine “Çalışma ortamımdan beklentilerim nelerdir ve ihtiyaçlarımı karşılıyor mu?” sorularını yöneltmesini öneriyor. Nasıl bir alan istediğinize ihtiyaçlarınız doğrultusunda karar verdikten sonra günlük işlerinizi gerçekleştirmek için gerekli olan ortamı yaratabilirsiniz. Bu ortam bilgisayarınız için bir çalışma alanı, araştırmalarınız için bir kütüphane, arşivleriniz için depolama ve dosyalama alanlarından oluşabilir. Böylelikle çalışma ortamınızı daha verimli kullanabilmek için bir temel atmış olacaksınız.

Elinizin altında sadece ihtiyacınız olan şeyleri bulundurun!

Walsh, “Elinizi uzattığınızda ulaşabilecek şeyler anında ihtiyaç duyduğunuz materyaller olmalı” diyor. Bu durumda kalem kutuları, kâğıt yığınları ve önceden içmiş olduğunuz kahve fincanlarından derhal kurtulmanız gerekiyor. Görsel karmaşadan uzak durmak için bunların yerine temel masa üstü ögelerini tercih edebilirsiniz. Bu ögeler çoğunlukla bir monitör ve klavye, telefon, iki kalem, bir defter, lamba ve aile fotoğrafınız anlamına gelir. Diğer kırtasiye malzemeleriniz, evraklarınız ve kişisel eşyalarınız onlar için oluşturduğunuz bölgelerde tutulmalıdır.

Günlük kâğıt sistemi oluşturun!3

Productivity Pro isimli Zaman Yönetimi Danışmanlık Firması Başkanı Laura Stack, “Kâğıtsız ofis bir saçmalık ve bugün birçok çalışan evrakların altında gömülü vaziyette çalışıyor” diyor. İş akışınızı hızlandırmak için evraklarınızı, “okunacak, yapılacak ve dosyalanacak” şeklinde ayırabilirsiniz. Böylece aynı anda pek çok şeyi yapmak için üzerinizde yoğun bir baskı hissetmezsiniz. Hâlihazırda devam eden projelerinizi farklı renk kodlarıyla arşivinizden ayırabilir ve bu sayede ilk olarak neye dikkat etmeniz gerektiğini kolaylıkla fark edebilirsiniz.

4Sınırlar koyun!

Walsh “Konu alan değil, çok fazla eşya var” diyor. Ofisinizde hangi eşyadan kaçar adet bulunması gerektiğine en başından limit koymanız gerekiyor. Örneğin odanızda bir adet kitaplığınız olsun. Yeriniz kalmadığında limitinizi korumak için her yeni kitap aldığınızda, bir tanesini arkadaşlarınıza hediye edin. Aynı yöntemi dosyalama alanınıza da uyarlayabilirsiniz. Dolabınız dolduğunda artık ihtiyaç duymayacağınız kâğıtları, evrak imha makinesinde öğütebilir ve kendinize yer açabilirsiniz. Bu uzun süreli düzenleme, sizin özgün planlama listeniz kadar önemli olacaktır.

Çekmece içi düzenleyicileri kullanın!5

Organizasyon ve tasarım firması Jane Brown Interiors’ın Kurucusu Jane Brown, genellikle insanların eline geçen eşyaları gözünün önünden kaldırmak için rastgele çekmeceye attığını söylüyor. Fakat bir süre sonra çekmeceyi açtıklarında içinde ne olduğuna dair hiçbir fikirleri olmadığına ve endişelendiklerine değinen Brown, ataş ve paket lastikleri gibi her şeyin farklı gözlerde yer alabileceği çekmece içi düzenleyicilerini kullanmalarını tavsiye ediyor. Bu düzenlemenin ardından altı haftada bir biten veya kullanılmayan materyalleri yenileyebilir ve küçük çaplı bir temizlik yapabilirsiniz. Görevinizi unutmamak için takviminize alarm olarak kaydettiğinizde randevunuza da sadık kalmış olursunuz :)

‘Yapılacaklar Listesi’ olarak e-mail kullanmayın!

Stack, çoğumuzun e-mailler içinde boğulduğunu ve sıklıkla gelen kutularımızı ‘to- do list’ olarak kullandığımızı söylüyor. Bu dijital karışıklığın fiziksel yığılma kadar stresli ve enerji sömüren bir eylem olabileceğinin de altını çiziyor. Stack, gelen kutunuzu kâğıt dosyalarınız gibi ya da yazılım içerisinde yerleşik görev fonksiyonları ile düzenlemenizi öneriyor. Örneğin bir e-mail’i sistemsiz bir şekilde işaretlemek yerine, komutları takip etmek için bir hatırlatıcı kurarak Outlook’u veya Entourage’ı kullanabilirsiniz.

6

Masaüstü ikonlarınızı düzenleyin!

Walsh,“Ofisiniz her sabah sizi karşılamalı ve elinizden gelenin en iyisini yapmanız için sizi motive etmelidir” diyor. Bu söylem modern çalışanların vazgeçilmezi olan bilgisayarlarınız için de geçerli tabii ki… İçi simgelerle dolu bir ekran, stres hormonunuzu tetikleyebilir ve herhangi bir dosyayı bulmanızı imkânsız kılabilir. Bunun yerine mantıklı bir dijital dosyalama sistemi oluşturmak ve bazı masaüstü simgelerini seçip, azaltmak yerinde bir karar olacaktır. Aynı şekilde monitörünüzde yer alan yapışkan notlar ve hatırlatmaları temizlemek de… Zira onlar sizi yalnızca işinizden alıkoyar :)

Paltolarınız için askılık kullanın!

Brown, kişisel eşyalarınız için özel bir yeriniz yoksa çevrenizde büyük bir alanı işgal edebileceğini söylüyor ve ekliyor “Ceket ve kabanlarınızı saklamak için ofislerinizde askılık kullanabilir veya ofis dışında yer alan küçük bölmeleri tercih edebilirsiniz.” Çantanızı, şemsiyenizi ve diğer aksesuarlarınızı asmak için ayıracağınız ufak bir alan; görsel açıdan estetik duracağı gibi, iş arkadaşlarınız ve misafirlerinizi de geçerken çantanızın üzerinden adım atmak zorunda bırakmaz.

9Gazete ve dergilerinizi sepet veya çekmecede saklayın!

Ne kadar düzenli olursanız olun,  bazen iş temponuza ve alışkanlıklarınıza bağlı olarak kendinizi çalışma alanınızın dışına taşmış bir vaziyette bulabilirsiniz. Bu gibi durumlarda kısa süreli bir depolama alanına ihtiyaç duyabilirsiniz. Günlük gazete veya dergi abonelikleriniz varsa dekoratif açıdan da şık bir görünüm elde edebileceğiniz bir sepette muhafaza edebilir ve düzenli olarak temizliğini yapabilirsiniz. Spor çantanız veya iş yerinde değiştirmek üzere yanınıza aldığınız ayakkabılarınızı saklamak için de benzer şekilde bir çekmece veya dolap rafı tercih edebilirsiniz.

Çalışma ortamınızı düzenli olarak dezenfekte edin!10

Ofiste ne kadar düzenli olursanız olun yine de toz, kir, yemek lekeleri ya da biriken parmak izlerinden kaçamıyorsunuz. Bunları önlemek için Adecco firmasından Jennie Dede, haftada bir kez düzenli olarak çalışma masanızı, telefon, klavye ve monitörünüzü dezenfektan özellikli mendillerle silmenizi öneriyor. Bu alışkanlık aynı zamanda biriken kâğıtlardan ve gecikmiş çöplerden de kurtulmanızı sağlayacak. Araştırmaya göre, çalışanların dörtte üçü temiz ve düzenli bir ofisin kendilerini daha üretken kıldığını belirtiyor.

Kaynak: www.forbes.com

A MIX OF DIFFERENT TEXTURESİyi bir çalışma ünitesine sahip olmanın altın kuralı nedir?
Ofisinizdeki çalışma ünitenizin çalışan verimliliği için en önemli parçalardan biri olduğunu unutmayınız. Eğer bu bilinçle davranılırsa çalışanlardan maksimum verim alınabileceği olgusu öncelikle önemsenmelidir. Çünkü bilinmelidir ki gerçek olan çalışanın tüm gün boyu o bahsedilen koltukta oturduğudur.
Maksimum verim için bu alanların arasındaki oran kişinin boyuna göre doğru ayarlanmalı ve doğru postür sağlanmalıdır. Vücudunuzun 3 noktası doğru çalışma koltuğu oturma pozisyonu(oturuş postürü) için ip ucu verir. Bunlar; Oturak, zemin ve çalışılan alandır(masa, fare, monitör mesafe ve zemin yükseklikleridir). Buna bağlı noktalarda ofis koltuğunuzun ayarlanabilir olması önemli hale gelir.
Tümüyle ayarlanabilir bir koltuğun önemi tartışılmazdır. Burada diğer bir seçenek de ayarlanabilir bir masanın olmasıdır. Fakat pratikte bu seçeneğin sunulabiliyor olması pek çok ürün için uzak bir olasılıktır. Vücut postürünüzün doğru bir şekilde konumlandırılabilmesi için ucuz ve ulaşılabilir olan yöntem ise koltuğunuzun ayarlanabiliyor olmasıdır.
Ofis koltuğu seçerken nelere dikkat edilmelidir ?
En basit kural ergonomik olması için en uzun personelinizin dahi koltukta rahat etmesinin sağlanmasıdır. %90 kuralına göre hareket edilmesi mümkün olabilen(personelin %90’ı tamamen rahat edebilmesi %10’unun ise fire verilebiliyor olması durumu) şekilde dahi kalan %10 personelin de nispeten rahat edebileceği ürünlerin seçilmesidir. Diğer bir seçenek de %10 personelin uzun ve kısalığına göre özel yapım koltukların alınabiliyor olmasıdır.

Bir ofis koltuğunda olması gerekenler;
• Koltuğun ayar yerleri ulaşılabilir olmalıdır.
• Koltuk hem yeterince alçalabilmeli hem de yükselebilmelidir.
• Oturma şekli çalışanın sırtına ve kalçasına çok baskı yapmamalıdır.
• Koltuğun ayakları rahatsız etmeyecek köşelere sahip olmalıdır.
• Nefes alan bir yüzeye ve gerçek deri veya keçe gibi rahat kumaşlarla kaplı olmalıdır.
• Geriye doğru dinlenmeyi sağlayan yapıda esnek olmalıdır.
• Stabil olarak dengede duran 5 ayaklı bir yapıda olmalıdır.
• Tekerlekli olmalı ve zeminde rahatça kayabilen yapıda olmalıdır.
• Rahat hareket için gövdesi döner yapıda olmalıdır.
• Kolların dinlendirilebilmesini sağlayan ve gerektiğinde Mouse-masa-kolça üçgeninde çalışanı yormayacak destekleyici yapıda yükseklik ve yön ayarına sahip kolçakları olmalıdır. Kolların duruşu 90 derece olmalı ve dirsekten bileğe görünüm yere yatay olmalıdır. Masa kolçağın bitiminde aynı seviyede olabilmelidir.
a

*Vertical to 300 back: Arkası dikey 300 açılı

*Allow room for legs under the desk: Masa altı ile koltuk arasında ayaklar için yeterli alan olmalı

Kolçaklı koltuğun durumu
Kolçaklı koltuk birçok işveren tarafından tercih edilmez. Çünkü çalışanın masaya olan mesafesini artırır. Fakat aslında çalışanın verimli çalışması için bu kolçakların olması şarttır. Günümüzde pek çok ofis çalışanı işyerindeki kendine ait bilgisayarıyla çalışmaktadır ve bu bize kolçağın gerekliliğini göstermektedir. Kolçaklar 25cm e kadar uzunluklarda olabilirler. Fakat burada diğer bir konu bilgisayarın monitör yüksekliği ve çalışanın boyundan ve belden eğilme gerekliliğinin azaltılmasıdır. Bunu ise sadece ofis koltuğunuzla değil bu ofis koltuğuna uygun masalarla sağlayabilirsiniz.
Kendi boyunuza göre ofis koltuğunuzun ayarlanması nasıl olur ?
b•Ofis koltuğunuzun önünde ayakta durun. Ofis koltuğunuzun oturağını dizinizin hizasına getirin. Bunu oturak kısmının yüksekliği ayarlanabilir bir ofis koltuğuyla yapabilirsiniz.
c• Koltuğunuza oturun ve ayaklarınızın yere paralel rahat basabildiğini kontrol edin. Diz arkasının oturağın ucunda olduğundan emin olun.

d
• Bel desteğinizi kontrol edin. İleri geri eğilip doğrulmalarda 5’er cm size olanak sağladığından emin olun.
• Sırt ayarınızı yapın ve bu 5cm kuralına uygun hale getirin.
• 90 derece açıda olacak şekilde yükseklik ve sırt ayarlarınızı tekrar kontrol edin.
e• Kolçaklarınızı dirsekten bileğinize yatay şekilde ve omuzdan bileğe 90 derece olacak şekilde ayarlayın. Bu açıyı yakalamak için yükseltin ya da alçaltın.

HIDING THE WIRESYeni bir yıl, yeni hayaller, yeni hedefler… ya ofisin durumu. Yani çalışanların evde geçirdiği zamandan daha fazlasını geçirdiği ofislerdeki ortam nasıl? Eski halılar, oksijensiz bir ortam, kendine hayrı olmayan bir aydınlatma, kararmış duvarlar, eski masalar, gıcırdayan sandalyeler… Birçoğu satın alma kararı olsa da bunlar dışında kendi dünyanızda yani kişisel yaşam alanınızda yapılacak bazı iyileştirmeler hayatınızı kolaylaştıracak. Nasıl mı?

Source: http://www.fastcompany.com

Kabloları gizleyin!

Kabloları düzenlemek basit gibi görünse de çoğumuz vakit ayırıp bu basit fakat hayatı kolaylaştıran işi yapmaya üşeniyoruz. Eğer çalıştığınız firma binanın dizaynı aşamasında bu planlamayı doğru yapmadıysa ortada ciddi bir kablo sarfiyatı dolayısıyla kablolardan dolayı ortamda fazladan dolaşan enerji var demektir. Bu da insan sağlığı ve psikolojisi açısından önemli bir tehdittir. Bu olumsuzluğu minimize etmek için kişisel kullanım alanlarındaki laptop, şarj cihazları, telefon vs gibi kullandığınız cihazların kablolarını toplayıp masanın üzerinde gereksiz yer işgal etmelerini engelleyebilirsiniz.

Dışarıyı içeri taşıyın!

Uzmanlar ofis dizaynı gerçekleştirirken çalışanların özlem duyduğu öğeleri bir araya toplamaya çalışıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışanların en çok hayal ettiği şey dış çevremizde, hayatın içinde ve doğal ortamlarda karşımıza çıkan ve gördüğümüzde bizi rahatlatan öğelere duyulan özlem. Ağaç, yeşil, temiz hava, pırıl pırıl bir güneş… Bunun için yapılacak iş çokta zor değil aslında. Ofis dizayn ederken mobilyaları doğal ahşap seçip, ortamda bol bol çiçek ve bitki bulundurmak, temiz hava girişi sağlayan bir ünite ve gün ışığına yakın bir oranda seçilecek bir aydınlatma sistemi ile kısmen dışarıyı içeri taşımış olacaksınız.

BRINGING THE OUTDOORS IN

Çok amaçlı çalışma alanları,

Dizayn işi yapan profesyonellerin hem fikir olduğu bir gerçek “değişim çabuk gerçekleşmez”. Çok amaçlı kullanıma uyum sağlayabilen ofislerde dönüşebilen ve değişebilen ürünleri önem taşır. Ürünler size fırsat vermeli, örneğin son dönemlerde oturarak toplantılar gerçekleştirmek yerine ayakta herkesin dahil olduğu daha aktif toplantılar yapılıyor. Bu tip bir organizasyon için yerden standart 70-75 cm yüksekliğindeki bir çalışma masasının vakit kaybını önlemek için hemen bir toplantı masasına dönüşmesi gerekir. Bu da yükseklik ayarı özelliği olan bir masa ile mümkündür.

MULTIPURPOSE WORKSPACES

Ayrılmış Lounge Alanları,

İş hayatının vakit kaybını engelleyen ve hızlı hareket etmeye olanak sağlayan öğelerine inat tüm bu dinamizmin dışında insanların üçüncü parti firmalardan gelen toplantıları kabul ettiği, hayatın daha yavaş aktığı ve bunun sayesinde görüşülen konuların daha da hazmedildiği ayrı alanlar olması önemli. Bu belki de gün içinde yaşanılan/yaşanılacak hızlı vakit diliminin eğlenceli kısmı olarak görülebilir.

DESIGNATED LOUNGE AREAS

Ofisler renkler ile organize ediliyor!

Uzmanlar renklerin ortamın vermeye çalıştığı mesajı iletmesinde en büyük yardımcı olduğunu vurguluyor. Renkler ortamı eğlenceli ve yaratıcı hale getirebilir. Bu konuda ikinci büyük yardımcı seçilen ürünler ve aksesuarlardır.

OFFICES ORGANIZED BY COLOR

Toplantı Masaları,

Uzmanlar toplantı masalarının kültürel bir gösterge olduğunu vurguluyor. Sadece ofislerde gerçekleştirilen toplantılar değil, herhangi bir restaurant veya otelde gerçekleştirilen geniş katılımlı toplantılarda bu kültürel göstergeye örnek. Bu gösterge dediğimiz şey yüzyıllardan günümüze anlamlı bir nesne halini almıştır. Ofislerde bu alan genel yapının çok daha önemli bir parçasıdır. Hedefler, stratejiler, dönemsel planlar bu alanda belirlenir ya da olgunlaştırılır. Eskiye nazaran daha rahat hareket edilen toplantı masaları işbirliğine ve etkileşime daha fazla olanak verir durumdadır. Bunun en önemli göstergesi teknolojidir. Teknoloji ortama ve kullandığınız ürüne ne kadar entegre ise gerçekleştirilen toplantılar o denli verimli ve interaktif olacaktır.

COMMUNITY TABLES

Farklı dokular,

Uzmanlar farklı materyal kullanımının yoğun olarak son dönemlerde karşılaşılan bir durum olduğunu ve bunun ofis çalışanının yaratıcılığını arttırdığını vurguluyor. Ayrıca farklı renk ve dokularla iç içe olmanın, kişinin farklı alternatifler yaratabilme yeteneğini de arttırdığı bilinen bir gerçek. Böylelikle farklı doku ve alternatifler sayesinde ofiste kendinize kişiselleştirilmiş bir çalışma ortamı yaratabilirsiniz.

A MIX OF DIFFERENT TEXTURES

Alışılmış ve sıkıcı düzenlerin çöküşü,

Esneklik yeni ofis trendleri içinde büyüyen ve her geçen gün gelişen bir olgu. Sürekli değişen ve gelişen farklı ihtiyaçlar esneklik olgusunun içini daha da dolduruyor. Buna ayak uydurabilen, kalıpları olmayan, dönüşebilen ve değişebilen ofisler ve ürünler gelecekte de yaşamaya devam edecekler.

THE END OF PERMANENT LAYOUTS

_MG_8241sRenk seçimi deyip geçmeyin. Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofislerin rengi psikolojiyi etkileyebildiği gibi konsantrasyonu bozabiliyor.

Ofis ortamının kişiselleştirilmesinin doğrudan aidiyeti ve verimi etkilediği biliniyor. Bu yüzden de ofisin rengi ne olursa olsun çalışanlar masalarını, bilgisayarlarını kendi istediği gibi, en sevdiği kalemler, çerçeveler ile bir nebze olsun değiştirir ve kendi ofis rengini yaratır. Ofis rengi performansı olumlu veya olumsuz yönde etkilemektedir.

Ergonominin önemi gün geçtikçe artsa da örneğin devlet dairelerinin ofis renginde griden vazgeçemediğini görürüz. Hastanelerde beyaz ve yeşil tonlarının huzuru çağrıştırdığı, kırmızı tonlarının yemek sektöründe iştah açıcı yönü ile tercih edildiği, otorite çağrıştırmak isteyen firmalarda lacivert tonlarının daha çok kullanıldığı biliniyor.

Ancak ofis için renk seçerken yaptığınız işin de önemi var. Örneğin bir tasarım firmasında canlı, parlak ve zıt renkler tercih edilirken danışmanlık şirketinde daha ikincil renk tonlarının tercih edilmesi doğru olacaktır.

KIRMIZI

Tansiyonu yükselterek, kan akışını hızlandırır ve iştah açıcı özelliği vardır. Birçok gıda firması bu özelliklerinden dolayı bu rengi tercih eder.

KAHVERENGİ
İş görüşmelerinde, toplantılarda tercih edilmemesi gereken ilk renktir. Toprak rengi olması dolayısı ile diğer insanlar arasında kaybolmanıza sebep olur. Teklifsiz, rahat bir renk olması dolayısı ile karşınızdakinin kendisini resmiyetten uzak, daha samimi hissetmesini ve açılmasını sağlar. Ofisinizde mümkün olduğunda kahverengiyi doğrudan kullanmamaya çalışın.

YEŞİL

Yeşil güven veren bir renktir. Odalarda kullanıldığında rahatlatıcı bir etkisi olur. Tabiatı hatırlatması dolayısı ile beyazdan sonra mavi ile birlikte hastanelerde de sıklıkla kullanılır.

 

_MG_8257s

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SİYAH

Gücü, tutkuyu ve hırsı temsil eder. Türkiye’de siyah matemin rengiyken örneğin Japonya’da mutluğu temsil eder. Fonda kullanıldığında karamsar bir hava oluşturur. Işığı yok ederek, konsantrasyonu en çok getiren renktir. Albert Einstein’in daha çok konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı almayan bir odada düşündüğü söylenir.

MAVİ

Mavi sakinliğin rengidir, aynı zamanda tansiyonu düşürdüğü söylenir. Arap kültürüne göre mavi taşlar (nazar boncuğu) kan akışını yavaşlatırlar. Bazı ofislerde otorite ve verimliliği çağrıştırması dolayısı ile mavi özellikle tercih edilir. Uluslararası toplantılarda da devlet başkanları lacivert takım elbiseyi tercih eder.

_MG_7966

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MOR
Nevrotik duyguları açığa çıkartarak insanları bilinç altında korkuttuğu tespit edilen bu rengi ofislerinizde kullanmanızı kesinlikle önermiyoruz.

PEMBE
Pembe giyen kişilere karşı kendimizi rahat hissettiğimiz bilinir, yurt dışında birçok ülkede tezgahtarlar bu sebeple pembe gömlek giymektedir.

SARI
Geçici ve dikkat çekiciliğin ifadesidir. Ofislerde kullanılması pek önerilmez, bununla birlikte kısmi olarak kullanılabilir.

BEYAZ

İstikrarı, devamlılığı ve saflığı simgeler. İş yerinde beyaz kullanmanız renkli objeler ile mekanınızda kolaylıkla değişiklik yapmanıza olanak verir. Yöneticilerin, liderlerin beyaz ağırlıklı kıyafet seçmeleri, temiz bir imaj ve inandırıcı bir görüntü çizer.

 

Kaynak: insankaynaklariyiz.net

sosyal medyaFarklı ülkelerden 3600 kişi üzerinde yapılan bir araştırma çalışanların ideal bir ofisten ne beklediklerini ortaya koydu. Araştırmaya göre doğal gün ışığı, sessiz ortam gibi talepler ön plana çıkıyor.

Ofis ortamının iş verimini etkilediği iş dünyası tarafından kabul edilen bir gerçek halini alırken bu konuda yapılan son araştırmalardan biri çalışanlara sunulan fiziki şartların önemini tekrar gündeme getirdi. Çalışanların ofis ortamında en çok önemsedikleri fiziki koşulları belirmek için yapılan araştırmaya göre çalışanların %42’si ofislerinde doğal gün ışığı,   %22’si sessiz çalışma alanı, %20’si deniz manzarası, %18’i iç mekanda canlı bitkiler, %15’i ise canlı renkler istiyor.

 

Dekorasyonu ön planda tutmak adına göz yorucu aydınlatmalardan ve renklerden kaçınılmalı
Gün ışığından yeterince faydalanamayan konumdaki ofislerde dengeli bir aydınlatma sistemi çalışanın sağlığını ve konforunu ön planda tutacak şekilde hazırlanırken kuruma da enerji tasarrufu sağlanacak şekilde planlanmalı. Duvarların ve eşyaların renkleri de aydınlatmayı etkileyen en önemli unsurlardan biri. Uzmanlar dekorasyonda motive edici, gözü yormayan, ışığı doğru yansıtan renkler kullanılmasını öneriyor.
Ofis havasındaki oksijen oranının ve nemin dengesiz olması çalışanı olumsuz etkiliyor
Ofislerde uygun olmayan havalandırma şartları çalışanlarda karar vermede güçlüğe, genel uyuşukluktan baş ağrısına, konsantrasyon problemlerinden kalp ritmi bozukluklarına kadar bir çok rahatsızlığa neden olabiliyor. Sağlıklı bir çalışma ortamı yaratmak için hava kalitesi cihazlarıyla yapılan sürekli ölçümler yapılması gerekiyor. Sanılanın aksine fazla oksijen barındıran hava da çalışma ortamında yaşam kalitesini düşürüyor.

Ofiste peyzaj düzenlemesiyle nefes alan mekanlar yaratmak

İç ve dış mekanda yapılan doğru peyzaj düzenlemesi çalışanlar için ferah dinlenme alanları yaratırken temiz, düzenli ve bakımlı görüntüsüyle şirket imajına da katkıda bulunuyor.

Kaynak: Marketing Turkiye

5-Future-Technologies-We-Could-See-in-the-Office-Very-Soon-2015 yılında hem ekonomide hem de çalışma hayatında az kaynakla çok iş yapabilme, kalifiye eleman arayışı ve teknolojideki müthiş gelişmelerin etkileri konuları üzerinde durulmuştu. Her yıl olduğu gibi iş yeri planlamalarında ortaya çıkabilecek sorunlar, yetenek çatışmaları ve gelecek nesilleri yetiştirme zorlukları gibi olasılıklar bu yıl da mevcut. Ancak olasılık dahilinde olan tabii ki sadece zorluklar değil. İşte bu yıl öne çıkması beklenen trendler,

 

Bumerang tipi çalışanlar güç kazanıyor

Bumerang tipi dediğimiz çalışanlar, tazminat almak, yeni fırsatlar yakalamak ya da aile ilişkileri sebebiyle şirketten ayrılırken daha sonra tekrar dönmeyi planlayanlardır. Son araştırmalara göre, şirketlerin bumerang tipi çalışanlara karşı uyguladığı politikalar azalmaya başlıyor. Bu yeni trendin kaynağı ise profesyonellerin daha sık iş değiştiriyor ve yeni teknoloji olanaklarıyla kalifiye elemanlara daha kolay ulaşılıyor olmasında gizli. Şirketlerin eski çalışanlarını da dahil ettiği e-mail ve Facebook grupları sayesinde artık şirket kültürüne ve işe hakim olan eski çalışanlarla irtibatta kalmak daha kolay. Tabii bu durum adaylar arası rekabeti de artıracağa benziyor.

İş yerinde esneklik ön plana çıkıyor

Araştırmalara göre, yöneticilerin yüzde 64’ü çalışanlarına ofis saatleri dışında ulaşabilmek istiyor. Bu durum çalışma saatlerini dolaylı yoldan artırarak çalışanların memnuniyetsizliğine neden oluyor. Bu gibi durumlar yaşayan çalışanlar yöneticilerinin değişmesini ya da esnek programlar getirilmesini bekliyor. 2016’dan itibaren önümüzdeki yıllarda neredeyse her şirketin bu tip bir politikaya sahip olacağı öngörülüyor.

Giyilebilir teknolojinin rolü artıyor

Giyilebilir teknoloji müthiş bir çıkış yaptıysa da şirketlerin büyük bir çoğunluğu hâlâ uzaktan bakıyor.2016 yılında bu teknolojinin kabul edilebilirliği de popülaritesi de ciddi bir artış gösterecek gibi görünüyor. Yapılan çalışmalara göre, giyilebilir teknolojinin pazar payının 2020’ye kadar 80 milyar dolar artması bekleniyor. Bugün 16-24 yaş aralığını oluşturan Z kuşağının bu teknolojiye olan ilgisi de çalışma hayatına girecek olmalarından dolayı bu konuyu destekler nitelikte. Peki, nedir bu giyilebilir teknolojinin marifetleri? Her an her yerde sağlık kontrolü yapabiliyor ve kişinin üretkenliğini ölçebiliyor. Sanıyoruz ki, giyilebilir teknoloji şirket bünyesine katıldıkça önümüzdeki yıllarda çalışanların daha etkin ve yaratıcı çalışabilmelerinin önü de açılacak.

Şirketler ofis tasarımlarını öne çıkarıyor

2016’nın öne çıkan trendlerinden biri de çalışma ortamının daha verimli kullanılması.Küreselleşme, jenerasyonlar arası beklenti farklılıkları ve çalışanların iş-yaşam dengelerine verdikleri önemin artması ofis tasarımlarının da önemini artıracağa benziyor. Her çalışanın mutlaka ortak birkaç paydada buluşabildiği düşünüldüğünde işverenlerin çalışanların isteklerine kulak vermemesi olası değil. Kimi çalışanlar dinlenme odalarında daha verimli çalışırken kimileri masalarının başında ya da kafetaryalarda çalışmayı tercih ediyor. Yapılan araştırmalara göre çalışanların ofis koşullarından en büyük beklentileri ise rahatlama alanları, mobilyaların kullanışlı olması ve geniş kafeteryalar.

 

Kaynak: Forbes 2016’nın İş Yeri Trendleri Araştırması

getty_rm_photo_of_donut_on_office_platter
Çalışma hayatının bitmek bilmeyen stres ve sıkıntıları bazen çalışanların kendini amansızca sağlıksız besinler eşliğinde beslemesiyle son bulur. Buna, amiyane olarak tıkınmak veya daha formal olarak atıştırmak da denebilir.
Siz ne derseniz diyin sağlıksız sonuçları beraberinde getiren bir beslenme halini çoğunlukla beraberinde getirir.
emotional-eaterFakat bu beslenme tipini daha sağlıklı ve işe yarar hale getirmek, hem de hala eğlenceli kılmak mümkün.

Örneğin masa başında saatlerdir oturuyorsunuz (ki aslında istenen bu değil. Muhakkak her saatte 1 defa kalkıp gezinmelisiniz.) ufak yan öğünlerle bu sıkıntınızı gidermek hem de aslında midenizin salgıladığı stres ve yüksek çalışma temposuna bağlı olan asit seviyesini aslında indirerek mide ağrınızı azaltmak istiyorsunuz.
Ancak aynı zamanda açsınız da! Bu durumda yapılabilecek en kötü şey; çiğ köfte, baharatlı yiyecekler, kızarmış patates veya hızlı yenen bir hamburger olur.
Yani midenizin uzun zamandır boş ve asit seviyesi nispeten yükselmişken sıvı ve daha rahatlatıcı şeyler tüketmenizde fayda var.
Örneğin; sabah evden çıkarken yanınıza aldığınız tahıllı bir bisküviden 3-5 tane, veya kuru kayısı, badem, ceviz türevi kuru meyve ve yemişler, Kepekli bir kaç galeta veya çalışanların sunta olarak tabir ettiği :) yassı ufak kepekli krakerlerden yiyin. Emin olun kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. Hele ki bunu öğleden önce yapıyorsanız öğle yemeği vaktinde yemek yerken kendinizi daha optimal bir miktar ve kalitede yemek yiyorken bulabilirsiniz.
Çünkü sağlıksız ara öğünler, ana öğünlerinizi de baskılıyor veya daha çok acıktırarak fazla yemenize sebep oluyor.
İşin sonunda kendinizi aşırı beslenmiş ve sağlıksız buluyorsunuz.
Sonra bunu yatıştırmak için daha çok şey yiyor ve iyice şişiyorsunuz. Üstelik sağlıksızca !

ofiste_egzersiz_yapmayi_ihmal_etmeyin_1Ofislerinizde basit ve kolay hatırlanabilir temel bazı hareketleri yaparak, kan dolaşımını hızlandırmak ve yağ yakan enzimlerin aktifliğini artırmaktır mümkün oluyor.

Doç. Dr. Hakan Özsoy, ofiste kolaylıkla uygulanabilecek bazı temel ofis egzersizlerinden bazılarını şu şekilde veriyor:

-Sandalyenizde otururken yukarıda bir cisme ulaşmaya çalışır gibi el bilek, dirsek ve omuzlarınız düz bir çizgi oluşturacak şekilde kollarınızı gerin, beş saniye kadar gerili tutun ve bırakın.

-Ellerinizi koltuğun arkasına birleştirin ve omuzlarınızı ve sırtınızı geriye doğru gerin.

-Omuzlarınızla öne ve geriye dairesel hareketler yapın. Beş saniye süresince gerili tutun ve bırakın.

-Ellerinizle ayaklarınıza değecek şekilde öne doğru eğilin.

-Masanızın üzerinde küçük ağırlıklar bulundurun. Bu bir küçük su şişesi de olabilir. Bir şey düşünürken ya da telefonla konuşurken diğer kolunuzla yana ve öne doğru ağırlık kaldırma egzersizleri yapın.

-Otururken ayak bileklerinizi sürekli yukarı çekin ve aşağı itin.

-Sandalyenizden biraz ayağa kalkın, 5 saniye bekleyin ve tekrar oturun.

-Ayağa kalkınca hafifçe çömelip yukarı doğru kollarınızı da uzatarak zıplayın.

‘Egzersizleri düzenli yapmak önemli’

Bu egzersizlerden her birinin 5 tekrarlı setler halinde yapılmasının, vücuttaki ağrıyı ve yorgunluğu azaltarak, fiziksel ve ruhsal olarak daha iyi hissedilmesini sağladığını kaydeden Doç. Dr. Özsoy, ofiste daha sağlıklı bir çalışma ortamı yaratabilmek için dikkat edilmesi gerekenler hakkında da şu bilgileri veriyor:

– Bilgisayar ekranı yüzün tam karşınızda olacak şekilde ayarlanmalıdır. Bilgisayar kullanırken sürekli sağa ya da sola dönmek kronik boyun ve sırt ağrısına neden olabilir.

– Bilgisayarda yazı yazarken ve fare kullanırken bileğin düz olmasına dikkat edilmelidir,

– Boyun olabildiğince öne eğilmeden yani düz tutulmalıdır. Bilgisayar ekranı çok aşağıda ya da yukarıda olmamalıdır.

-Otururken sırtınızı yaslanmalı ve dik durulmalıdır. Bunun için sandalye yüksekliği iyi ayarlanmalıdır.

Kaynak