İşyerinde Alerjenleri Kontrol Altına Almanın 6 Yolu

İşyerinde Alerjenleri Kontrol Altına Almanın 6 Yolu

imagesBahar size merhaba dediğinde ve klimalar soğuk sıcak dengesini sağlayamadan çalışmaya başladığında siz de alerjinize merhaba diyebilirsiniz! Hapşırma, öksürme, burun çekme ve yaşarmış gözlerle dolu çalışma günleriniz sizin motivasyon ve üretkenliğinizi azaltır. Amerika Üniversitesi Astım ve Bağışıklık Sistemi Bölümü diyor ki; “Toplumun %10-30’u alerjik rinitten(Alerjenler sonucu oluşan inflamasyondan sebebiyle burun ve geniz akıntısı ile gelişen nefes alma zorluğu) dolayı büyük sıkıntı çekiyor ve yaşam kaliteleri düşüyor.

Çalışan verimi üzerinde büyük negatif etkileri olan alerjen kaynaklı rinit ve benzeri semptomların ortadan kaldırılması için önemli 6 adım bulunuyor.

Bunlar;

  1. Toz akarlarını kontrol altına alın.

En çok karşılaşılan durum, alerjenlerin evdeki ortamdan ofis ortamına pasif olarak taşınması sonucu gelişen durumlardır. Akar yumurtaları bu şekilde rahatlıkla siz hissetmeden ofisinize ulaşır. Halılar, eşyaların hiç ellenmeyen ve az temizlenebilen dipleri ve kübik yapıdaki koridor köşelerinde akarlarınız koloni halinde yaşadıklarını söylemeliyiz. Mikrofiber ve nemli bezler yardımıyla bu alanların temizliğine önem verdiğiniz gibi ofis için de aynı temizliğin belirli ve sık periyodlarda yapılması gerekmektedir. Bu sayıda akar miktarları aşırı seviyelere ulaşması engellenebilir. HEPA(Yüksek oranda küçük partikülleri tutucu sistemler) filtreli sistemlerin kullanılması ofisin temizliğinde önem taşır.

  1. Evcil hayvanlarınızın alerjenlerini saf dışı bırakın!

Eğer evcil hayvan serbest bir ofiste görev almaktaysanız kedilerin ve köpeklerin tüylerinden etkilenebilirsiniz. Evcil hayvanların tüyleri rahatlıkla giysiler üzerinden taşınarak dışarı taşınır. Mümkünse alerjik reaksiyonu yüksek kişilerden evcil hayvanlarınızı uzak tutmanızda fayda olacaktır. Bu mümkün değilse de bir tüy toplayıcı yardımıyla tüylerini sürekli üzerinizden uzaklaştırmanız yerinde bir seçimdir.

  1. Mevsimsel alerjenlerden kaçının!

Polenler, çalışma ortamınıza mutlaka camlar, havalandırmalar veya klimalar yoluyla girecektir. Ofisinizde iyi bir havalandırma olduğundan emin olun ve filtre temizliğinin yıllık olarak 2 veya en az 1 defa yapıldığından emin olunuz.

  1. Çevresel koku ve kimyasallardan uzak durun!

Kişisel kozmetik ve temizmiş hissi yaratan taze-kimyevi kokulardan uzak durmanız hem atmosfer hem de alerjiniz için doğru seçim olacaktır. Deodorant kullanımı en az alergen etki gösteren ve teninize temas ettiğinden kozmetik firmalarının özen gösterdiği bir olgu haline gelse de ofis ortamında sıkılacak yüksek oranda bir çok deodorant kokusu alerjik bünyeler için pek iç açıcı olmayacaktır. Nefes darlığı ve burun tıkanıklığına bağlı olarak rinitlere sebep olabilecek davranışlardan ofis içinde kaçınılmalıdır. Aerosol kullanımına dikkat edilmelidir.

  1. Çalışanlarınızı alerji testinden geçmeleri için teşvik edin!

Şunu düşünüyor olabilirsiniz: “-Hangi şeylere karşı alerjik hassasiyetim var bunu biliyorum!” Fakat bu konuda çok emin olmayınız. Alerjiyi yönetmek önemlidir çünkü alerjinizin tetikleyicileri yıllar içinde değişip gelişebilir ya da azalıp yok olabilir. Bu yüzden güncel bir alerji testi sizin için çok faydalı olacaktır. Alerji testiniz belki de şunu gösterebilir: çok temiz olmayan bir çalışma ortamında; tozlu ve alerjeni bol bir ofiste çalıştığınız halde aslen alerjinizin ofis yüzünden olmadığını tespit edebilirsiniz. Belki de evinizdeki devalı tükettiğiniz bir yiyecek maddesine karşı da alerjiniz belirmiş olabilir. Bazı hayvanların tüyleri, tüylerinin üzerindeki mite’lar ya da yediğiniz bir yiyeceğin içindeki bir maddeden ötürü gelişen bir kronik alerjiniz mevcut olabilir

  1. Alerji tedavinizi güncelleyin!

Antihistaminik tedavinizle alerjik semptomların önüne geçebilirsiniz. Alerji, bildiğiniz gibi insan vücudunun aslında çok büyük bir tehdide maruz kalmadığı halde aşırı tepki göstermesi; burnunuzun akması, vücudunuzun kızarıklıklar göstermesi, deri döküntüsü, sivilce ve benzeri ufak şişiklerin oluşması, tıkanıklık, nefes alamama gibi semptomların oluşmasıdır. Sadece ve sadece vücudun gösterdiği gereksiz reaksiyondur ancak yüksek tepkiler ölümcül olabileceğinden kontrol altında tutulmalıdır.

Ancak, antihistaminik kullanımında da sedasyon etkisi göstermeyen ve eski tipte rahatlatıcı ilaçlar yerine daha yeni etken maddeler içeren kullanılmasına özen gösterilmelidir. Doktor tavsiyesiyle alınacak bu ilaçların alındıktan sonra çalışma ortamında bulunulacağı ve iş kalitesini etkilememesi gerektiği hekime iletilmelidir.

 
Yorumlar