chi-the-loud-talker-20130208Ofisinizde dikkat edin bazı insanlar yüksek sesle konuşurlar ya da biriyle kavga ediyor zannedebilirsiniz. Hayır! Sadece konuşarak seslerini ve benliklerini öne çıkarmak istemektedirler.
Aslında bu hareket tam anlamıyla bir iletişim bozukluğudur. Sanal ve basılı yayınlardan incelendiğinde bu konunun, iletişim fakültelerinin de incelediği yegane konu; İletişim Çatışmaları içinde yer aldığını görebilirsiniz.
Unutmayın! Bir bireyin yüksek sesle konuşması sadece karşısındakiyle arasında mesafeler olduğunu gösteren bir vurgudur. Dahası siz bunu yaparken diğerleri de buna maruz kalmak zorundadır. Kavga mı ediyorlar? Hayır! Sadece konuşuyorlar!?!?
İki insan düşünün; birbirlerini seviyorlar, örneğin çok iyi anlaşan bir çift. Bağırarak değil daha kısık sesle konuşurlar çünkü birbirlerini iyi anlamaktadırlar ve sevgi duymaktadırlar. Artık üstünlük kurmak ya da bir fikri enpoze etmek söz konusu bile değildir.
Bu örnekteki gibi bağırmadan da anlaşılabiliyor. Hatta biz insanlar hiç konuşmadan da hal ve tavırlarımızdan birbirimizi anlayabiliyoruz. Yüksek sesle konuşmanın tek faydası, çok uzakta birine kendimizi duyurabilmektir herhalde. Üstelik bu sadece fiziksel mesafeyi kapsamıyor gibi görünüyor.
İletişimin sadece bir kanalı iseniz o zaman sizin empati yapmanız pek işe yaramayabilir ancak iletişimin başlangıç noktası sizseniz bu söylediklerimizi tekrar düşünerek iletişim kurmanız ofisiniz ve iş yaşamınız için farklı bir bakış açısı edinmenizi sağlayabilir.

office-drinking-waterOfislerimiz; yüksek çalışma saatleri geçirdiğimiz, hayatımızın en tempolu saatlerini yaşadığımız ve stres altında çalışılan ortamlarımız çoğu zaman. Ve bu çalışma ortamında yapmamız gerekenler müzik dinlemek, dışarı çıkıp temiz hava almak ya da arada bir gülmeyi unutmamak olması gerekir, burası kesin. Ancak tükettiğimiz sıvılara da dikkat etmeliyiz. Zira çay ve kahvenin öneminden daha önce de bahsetmiştik. Fakat en çok üzerinde durmanız gereken konu SU tüketiminizdir!

Su, böbrek bezlerinizin sağlıklı çalışmasını sağlar çünkü konsantrasyonu sıfır olduğundan çay ve kahve gibi konsantrasyonu yoğun olan yani su harici ayrıştırılması gereken ve böbreği yoran sıvılara nazaran böbrek tarafından daha kolay filtre edilir. Böylece içtiğiniz konsantre sıvıların konsantrasyonunun düşmesini ve sağlıklı bir böbrek işlevinin vücudunuzda yerine getirilmesini sağlar.

Ayrıca suyun içindeki saf’a yakın minerallerin bulunması da önemlidir. Buradan alınan tuz örneğin günlük 2.0-2.5 litre su tükettiğinizi varsayarsak(olması gerektiği gibi), günlük tuz ihtiyacınızı sodyum olarak karşılamanıza yeter.

Sadece bu bile suyun hayatımızda ve günlük ofis içi yaşamımızda ona ne kadar önem vermemiz gerektiğinin bir göstergesidir.

Fakat suyun da korunması ve içilmesi şartları bu noktada değer kazanır. Suyu az içiyor bile olsanız alabileceğiniz mikrop ve bakterileri göz önünde bulundurmalısınız.

Bu hijyene dikkat etmek için;

Su sebilinizi en az 6 ayda bir defa uzman ekiplerce temizletmelisiniz

Eğer su sebilinizin şirket içinden yetkililer temizliyorsa, temizlik maddeleriyle temizlenmemesi gerektiği konusunda uyarmalısınız. Çünkü sebilin temizliğinde kullanılan kimyasallar sebilinizi eskisinden daha tehlikeli hale getirebilir.

Damacananızın direkt gün ışı almadığı bir ortamda bulunmasını sağlamalısınız. Gün ışığı alınması bile içinde bakteri üretimini hızlandıracaktır. Karanlık ortamda bulunması bu açıdan daha faydalıdır.

Sebilinizin musluk ve ağız kısımlarının düzenli olarak haftalık ya da günlük olarak temizlenmesi gerekliliği vardır.

Günlük su tüketiminizi hesaplamak için kullandığınız kişisel suluk matara ve kap gibi benzeri eşyalarınızı kimseyle paylaşmamalı ve düzenli temizlemelisiniz. Özellikle plastik mataralar bakteri üretimizde metal olan ve paslanmaz olduğu iddia edilen bir çok ürün eskimesiyle birlikte pas üretiminde dünya lideridir!

Kullandığınız bardaklarınızı ise gün içinde 2-3 defa yeniden alarak temiz tutmaya özen göstermelisiniz.

Bunların birçoğuna dikkat ettiğinizden eminiz. Ancak detayları unutmadan ve sıvıların başında Su’yun geldiğini unutmayarak sağlıklı kalabileceğinizi unutmayın!

 

Ofiste doğru çalışma kuralları

Kategoriler: Genel
Ofiste doğru çalışma kuralları için yorumlar kapalı

masapozisyonu

Ofis ortamında ruh ve beden sağlığınızı korumak için bazı basit kurallara dikkat etmekte fayda var.

– Uzun süre aynı pozisyonda ve hareketsiz kalmayın. 1-1,5 saat arayla pozisyonunuzu değiştirin.

– Bilgisayar tam karşınızda olmalı. Ayrıca göz seviyeniz bilgisayar ekranının üst-orta seviyesine gelmeli.

– Koltuğunuzun ayarlanabilir ve kol destekli olmalı. Otururken dik pozisyonda durun. Gerekiyorsa sırt desteği kullanın.

– Telefonu sık hareket ettirmediğiniz elinizin yönüne koyun.

– Metine bakarak yazı yazıyorsanız, bilgisayara takılabilen metin tutaçları kullanın.

– Klavye ve mouse aynı hizada bulunsun. Mouse’u hareket ettirirken sadece el bileğinizi değil, tüm kolunuzu kullanın.

– Klavyede yazı yazarken el bileğinizi kesinlikle bükmeyin.

– Telefon başında çalışıyorsanız, kulaklık şeklinde mikrofon kulaklığı tercih edin.

Kaynak: http://www.msn.com.tr

havayı temiz tutunGünümüzde birçok insan masa başı işlerinde ciddi bir süre zarfı için hareketsiz kalıyorlar.
İş yaşamının yoğun temposu nedeniyle gerçekleşen hareketsizlik ve yoğun çalışma temposunun getirdiği ciddi sağlık problemlerinin yanında da beslenme alışkanlığının fast&food’a yöneliyor olması bir tehdit. Sağlıksız bir ofis çalışanı olduğunuzu ise aldığınız kilolardan anlayabiliyorsunuz.
Aslında çalışırken doğru beslenerek kilo kontrolü sağlamak mümkün.
Yeteri kadar ve bir denge içinde yenilen besinlerin hiç bir zararı yok. Vücutta depolanmayan ve 1 günlük ömrü olan C vitamininin ise günlük olarak mevsiminde olan meyvelerden alınmasının sağlığa büyük katkısı var.
Tüm bunların yanında ofiste en çok tüketilen çay ve kahve’ye de dikkat etmek gerek. Bildiğiniz gibi kahve içindeki kafein ve türevlerinden dolayı ciddi bir damar sertleştirici.
Aslında verimli çalışmak için 1 kahve ne kadar yararlıysa gün içinde sık içtiğiniz 2.,3. … kahvelerin de bir o kadar zararı mevcut. Karaciğeri ve damar yollarının yoran aşırı kafein nihayetinde yorgunluk hissinin artmasına da sebep oluyor. Bunun yanında içilen aşırı çay özellikle anemi(kansızlık) sahibi bireylerde yine yorgun bir hale sebebiyet veriyor. Ofiste en sağlık tüketilebilecek içecekler ise taze sıkılmış meyve suları ve su.
Özellikle böbrek bezlerinin rahatlaması ve sıvı konsantrasyonunu sağlıklı sınırlarda kalması için günlük 2.0-2.5 litre su tavsiye ediliyor. Bunu ölçmek için ise uygun fiyatlı bir çam şişe sağlıklı olarak işinizi görecektir.
Kan şekerinizin düşmemesi ve uykudan uzak durmak için ise yoğurt, süt, laktoz içerenler ve açlıktan(2-3 saat arayla bir şeyler yiyin) uzak durmalısınız.
Asansörü kullanmadan yürüyerek çıkmak veya işe gidip gelirken toplu taşımı kullanmak ise diğer sağlık öğeleri arasında.
Dolayısıyla aslında saydıklarımıza bakacak olursak, sağlıklı yaşamak ve çok oturulan işlerde dahi çalışılıyor olunsa bile mümkün ve istemekle ilgili.
Sadece bir kaç şeye dikkat edin, aradaki farkı hissedince kalanını kendiniz yapacaksınız. :)

İşyerinde Alerjenleri Kontrol Altına Almanın 6 Yolu

Kategoriler: Genel
İşyerinde Alerjenleri Kontrol Altına Almanın 6 Yolu için yorumlar kapalı

imagesBahar size merhaba dediğinde ve klimalar soğuk sıcak dengesini sağlayamadan çalışmaya başladığında siz de alerjinize merhaba diyebilirsiniz! Hapşırma, öksürme, burun çekme ve yaşarmış gözlerle dolu çalışma günleriniz sizin motivasyon ve üretkenliğinizi azaltır. Amerika Üniversitesi Astım ve Bağışıklık Sistemi Bölümü diyor ki; “Toplumun %10-30’u alerjik rinitten(Alerjenler sonucu oluşan inflamasyondan sebebiyle burun ve geniz akıntısı ile gelişen nefes alma zorluğu) dolayı büyük sıkıntı çekiyor ve yaşam kaliteleri düşüyor.

Çalışan verimi üzerinde büyük negatif etkileri olan alerjen kaynaklı rinit ve benzeri semptomların ortadan kaldırılması için önemli 6 adım bulunuyor.

Bunlar;

  1. Toz akarlarını kontrol altına alın.

En çok karşılaşılan durum, alerjenlerin evdeki ortamdan ofis ortamına pasif olarak taşınması sonucu gelişen durumlardır. Akar yumurtaları bu şekilde rahatlıkla siz hissetmeden ofisinize ulaşır. Halılar, eşyaların hiç ellenmeyen ve az temizlenebilen dipleri ve kübik yapıdaki koridor köşelerinde akarlarınız koloni halinde yaşadıklarını söylemeliyiz. Mikrofiber ve nemli bezler yardımıyla bu alanların temizliğine önem verdiğiniz gibi ofis için de aynı temizliğin belirli ve sık periyodlarda yapılması gerekmektedir. Bu sayıda akar miktarları aşırı seviyelere ulaşması engellenebilir. HEPA(Yüksek oranda küçük partikülleri tutucu sistemler) filtreli sistemlerin kullanılması ofisin temizliğinde önem taşır.

  1. Evcil hayvanlarınızın alerjenlerini saf dışı bırakın!

Eğer evcil hayvan serbest bir ofiste görev almaktaysanız kedilerin ve köpeklerin tüylerinden etkilenebilirsiniz. Evcil hayvanların tüyleri rahatlıkla giysiler üzerinden taşınarak dışarı taşınır. Mümkünse alerjik reaksiyonu yüksek kişilerden evcil hayvanlarınızı uzak tutmanızda fayda olacaktır. Bu mümkün değilse de bir tüy toplayıcı yardımıyla tüylerini sürekli üzerinizden uzaklaştırmanız yerinde bir seçimdir.

  1. Mevsimsel alerjenlerden kaçının!

Polenler, çalışma ortamınıza mutlaka camlar, havalandırmalar veya klimalar yoluyla girecektir. Ofisinizde iyi bir havalandırma olduğundan emin olun ve filtre temizliğinin yıllık olarak 2 veya en az 1 defa yapıldığından emin olunuz.

  1. Çevresel koku ve kimyasallardan uzak durun!

Kişisel kozmetik ve temizmiş hissi yaratan taze-kimyevi kokulardan uzak durmanız hem atmosfer hem de alerjiniz için doğru seçim olacaktır. Deodorant kullanımı en az alergen etki gösteren ve teninize temas ettiğinden kozmetik firmalarının özen gösterdiği bir olgu haline gelse de ofis ortamında sıkılacak yüksek oranda bir çok deodorant kokusu alerjik bünyeler için pek iç açıcı olmayacaktır. Nefes darlığı ve burun tıkanıklığına bağlı olarak rinitlere sebep olabilecek davranışlardan ofis içinde kaçınılmalıdır. Aerosol kullanımına dikkat edilmelidir.

  1. Çalışanlarınızı alerji testinden geçmeleri için teşvik edin!

Şunu düşünüyor olabilirsiniz: “-Hangi şeylere karşı alerjik hassasiyetim var bunu biliyorum!” Fakat bu konuda çok emin olmayınız. Alerjiyi yönetmek önemlidir çünkü alerjinizin tetikleyicileri yıllar içinde değişip gelişebilir ya da azalıp yok olabilir. Bu yüzden güncel bir alerji testi sizin için çok faydalı olacaktır. Alerji testiniz belki de şunu gösterebilir: çok temiz olmayan bir çalışma ortamında; tozlu ve alerjeni bol bir ofiste çalıştığınız halde aslen alerjinizin ofis yüzünden olmadığını tespit edebilirsiniz. Belki de evinizdeki devalı tükettiğiniz bir yiyecek maddesine karşı da alerjiniz belirmiş olabilir. Bazı hayvanların tüyleri, tüylerinin üzerindeki mite’lar ya da yediğiniz bir yiyeceğin içindeki bir maddeden ötürü gelişen bir kronik alerjiniz mevcut olabilir

  1. Alerji tedavinizi güncelleyin!

Antihistaminik tedavinizle alerjik semptomların önüne geçebilirsiniz. Alerji, bildiğiniz gibi insan vücudunun aslında çok büyük bir tehdide maruz kalmadığı halde aşırı tepki göstermesi; burnunuzun akması, vücudunuzun kızarıklıklar göstermesi, deri döküntüsü, sivilce ve benzeri ufak şişiklerin oluşması, tıkanıklık, nefes alamama gibi semptomların oluşmasıdır. Sadece ve sadece vücudun gösterdiği gereksiz reaksiyondur ancak yüksek tepkiler ölümcül olabileceğinden kontrol altında tutulmalıdır.

Ancak, antihistaminik kullanımında da sedasyon etkisi göstermeyen ve eski tipte rahatlatıcı ilaçlar yerine daha yeni etken maddeler içeren kullanılmasına özen gösterilmelidir. Doktor tavsiyesiyle alınacak bu ilaçların alındıktan sonra çalışma ortamında bulunulacağı ve iş kalitesini etkilememesi gerektiği hekime iletilmelidir.

Ofiste havalandırma ve klima kullanımı

Kategoriler: Genel
Ofiste havalandırma ve klima kullanımı için yorumlar kapalı

ventilationSaatlerce vakit geçirdiğiniz ofisinizde taze ve temiz hava sağlayan bir ünitenin sağlıklı biçimde çalıştığından emin olmanız gerekir. Özellikle taze hava girişi yani dışarıdan emişi olmayan klima sistemleri sağlık açısından bir risktir. Bu tür durumlarda klima bakımlarının normal periodundan daha sık yapılması gerekmektedir. Ayrıca taze hava girişi olmayan sistemlerde ofis çalışanlarının normalden daha çabuk konsantrasyonlarının bozulduğu ve daha çabuk hastalandıkları da bir gerçektir.

 

Ofiste görgü kuralları

Kategoriler: Genel
Ofiste görgü kuralları için yorumlar kapalı

pantryOfis’te mutfak hijyen açısından dikkatli olunması gereken bir alandır. Ofisinizdeki mutfağın hijyen olmadığını düşünüyorsanız, kendi kupa ve bardağınızı kullanmak en iyi yoldur. Bu ve bu tür mutfakta kullanılan malzemelerin günde iki defa yıkanması yeterli hijyenin sağlanması açısından önemlidir. Temizlenen bu kişisel eşyalarınızın kapalı bir alanda saklanması olası mikropların bu eşyalar üzerinde barınmasına engel olur.

 

 

Ofiste objelere olabildiğince az dokunun!

Kategoriler: Genel
Ofiste objelere olabildiğince az dokunun! için yorumlar kapalı

ccdcOfis ortamında pek mümkün değil ama şu bir gerçek ki kullanılan cihazlar sık ve ortak kullanımdan ötürü mikropların toplu biçimde bulunduğu alanlardır. Özellikle çalışma masanız, klavyeniz, hesap makineniz, telefonunuz ve kapı kolları bu mikropların en yoğun olduğu yerler. Bunların temiz tutulması ve kullanımdan sonra ellerin yıkanması mikropların yayılmasını ciddi biçimde önler.

 

*Images courtesy: © Thinkstock photos/ Getty Images

Ellerin ovulması önemli bir egzersizdir

Kategoriler: Genel
Ellerin ovulması önemli bir egzersizdir için yorumlar kapalı

temizlik 2Eller yıkanırken gerçekleştirilen ovalama hareketi mikropların giderilmesine daha fazla yardımcı olur. Örneğin öğle yemeğinden önce ve sonra ellerin 10 ila 30 saniye arasında ovalanarak yıkanması olası mikrop yayılma ihtimalinin de önüne geçecektir.

 

 

Ofiste alkol bazlı dezenfektan kullanımı

Kategoriler: Genel
Ofiste alkol bazlı dezenfektan kullanımı için yorumlar kapalı

dezenfektanÖzellikle ofislerimizde ortak kullanılan objelerden uzak durmak çok güç. Ellerin alkol içerikli dezenfektan ile temizliği önemli. Alkol, virüs ve bakterilerin hayatta kalmasına engel olur. Diğer bir taraftan alkol cildi kurutur, dolayısıyla cildimiz ve ellerimiz için kullanılan dezenfektanların ph dengesi de önemlidir. Bu dengeye dikkat eden markaların ürünlerini küçük tüpler halinde veya antibakteriyel küçük bezler halinde çantanızın bir köşesinde bulundurmayı unutmayın!